Baraka Bir iplik masalı 

Toprağın Türküsü

 

İnsanın toprakla olan münâsebeti, ta ezelde toprağının yoğrulmasıyla başladı. Toprak, insan için büyük öğretmen, büyük yol gösterici. Âşık Veysel'in de duyuşuyla insan aslını bilmeyi, kendini tanımayı; cömertliği, iyiliği, sabrı, şefkati; sağlam, sâdık ve vefâlı olmayı ondan öğrendi.

Elbette toprağın, başlangıçtan bitişe değin insana pek çok yerden teması ve tesiri var. Kuşkusuz başka yerlerde, başka dillerde, başka hikâyeleri de vardır toprağın. Kum, taş, cevher diye daha nice adlarda, nice görünümlerde.

İşte çömlek, toprağın hâlden hâle geçişinin, merhale merhale seyrinin en bariz örneğidir. En gereksiz, en işlevsiz görülen çamurun, kim bilir kaç bin yılın, kaç medeniyetin tanıklığı; nice ustanın, nice tecrübenin birikimiyle en faydalı, en gerekli şey oluşunun hikâyesidir.

Balçığın sırlanışıdır, çömlek. Kilin, suya doyunca çamur oluşu. Çamurun hamur olup kıvama duruşu. Kıvamın döne döne kendini bulup şeklini alışı. Şeklini alanın sağlam ve dayanıklı olsun, kemâle ulaşsın diye ateşe atılışı. Pişenin daha parlak, daha alımlı ve değerli olması için sırlanışı. Sırlananın tekrar pişirilmesiyle sırrının da kalıcı oluşu.

Toprak, çömlek olmadan önce çamur olmasa şeklini alamazdı, pişmese çamur kalırdı. Derler ki insan, kendini aslı olan toprakta görür, kendini onda bulur da bu yüzden çamuru kir, balçığı bulaşık diye görmez hiç. Tıpkı çamur gibi insan da zorluklarla yoğrularak kıvamını bulmaya başlar. İnsan da sabırla şekillenip sıkıntılarla pişince olgunlaşır.

Bu, çömleğin değil, aslında toprak ve insan bahsinde bir seyrin hikâyesidir. Bir türküde söylendiği gibi insanın kısım kısım oluşu, toprağın damar damar oluşundandır. Çömleğin içindekini dışına sızdırması bundandır.

GiyimTakı